|
Kanser Hakkında Geniş Bilgiler
Sağlık kategorisi içerisinden Kanser Hakkında Geniş Bilgiler konusunu görüntülemektesiniz, Wilms Tumoru Nefroblastom olarak da bilinir. Wilms tümörü, kötü huylu böbrek tümörlerinin yüzde 6-8 ini, bebeklik ça ı kötü huylu tümörlerinin yüzde 40 ını oluşturur. Çocukluk ça ı kötü huylu …
Konu Etiketleri | |
| multiple myelom tedaviden sonra ne zaman yeniledi , meme kanseri atlatan larin mesejlari , wilms tümörü , bairsak enfeks yonu , |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #41 (permalink) |
| Wilms Tumoru Nefroblastom olarak da bilinir. Wilms tümörü, kötü huylu böbrek tümörlerinin yüzde 6-8 ini, bebeklik ça ı kötü huylu tümörlerinin yüzde 40 ını oluşturur. Çocukluk ça ı kötü huylu tümörleri arasında sıklık açısından sinir sistemi tümörlerinden hemen sonra gelen nefroblastom, bu yaşlarda böbreklerde görülen hemen hemen tek kötü huylu tümördür. Temel özellikleri: - Hemen her zaman yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkar (ergenlik sonrasında ya da erişkinlerde bildirilen olgu sayısı 50 den azdır). - Tümörün doku yapısının nasıl gelişti i kesin biçimde bilinmemekle birlikte, embriyonun gelişim evreleriyle ilişkili oldu u düşünülmektedir. - Doku yapısı bakımından tümörün embriyonsu ve gelişmiş dokulardan oluştu u görülür. Olguların yüzde 70-80 inde tümör, yaşamın ilk 6 ayında ortaya çıkar. Tümör cinsiyet ayırımı yapmaz. Bu tümörün kalıtım yoluyla geçti i yönünde kesin kanıtlar vardır. Nefroblastomların yüzde 30-40 oranında kalıtıma ba lı oldu u bildirilmiştir. Tümörün kalıtsal kökenli oldu u durumlarda genellikle her iki böbrek de hastalanır ve tümöre ek olarak öbür do umsal bozukluklar görülür. Bu nedenle öbür tümörler gibi nefroblastomun da sorumlu bir genden kaynaklanması büyük olasılıktır. Gerçekten de nefroblastomun tedavi ile yok edildi i hastalarda yeni bir tümörün oluşma e ilimi görülmektedir. İki yanlı nefroblastomu olan hastaların çocuklarında bu tümörün gelişme olasılı ı yüzde 30 iken, bu oran tek yanlı nefroblastomu tedavi edilmiş hastaların çocuklarında yüzde 9 dur. Çocukların sorumlu geni taşımakla birlikte, sa lıklı olmaları da olasıdır. Bu tümöre eşlik eden do umsal üreme ve boşaltım sistemi bozuklukları embriyon gelişiminde devreye giren bozucu etkenleri düşündürmektedir. Belirtileri İlk klinik belirti karında ele gelen kitledir. Kitle daha çok bel bölgesinin yanlarında ya da bö ürde ele gelir. Karın a rısı olsa bile tipik bir belirti de ildir. İştahsızlık, genel durum bozuklu u ve halsizlik gibi belirtiler ender görülür. Nefroblastomu olan bebekler genellikle sa lıklı görünür ve ço u kez hastalık kuşkusu uyandıracak belirtiler ortaya çıkmaz. Olguların yüzde 20-30 unda kanlı idrar görülür. Bu durum, kitlenin ele gelmedi i olgularda tümörün tek klinik belirtisi olabilir. Kitlenin boyutları bazen kamın yarısını kaplayacak kadar büyüktür. Bazı ayrıksı olgularda tümörün ilk belirtileri akci er ya da karaci ere sıçramasına ba lı olarak ortaya çıkar. İncelemeler Radyolojik inceleme yöntemlerinden ürografi böbre in biçim bozuklu unu açı a çıkararak kesin tam koymaya yardımcı olur. Bazen böbre in işlevsel olarak devre dışı kaldı ı durumlarda, ultrasonografi daha kesin bilgi sa lar. Ayrıca atardamar filmiyle tümörün sınırları ve damarlanmasına ilişkin cerrahi nitelikte bilgi elde edilir. Bu yöntemle aynı zamanda karaci ere olası sıçramalar da ortaya çıkarılır. Anjiyografi, yani damarların kontrast madde verilerek görüntülenmesiyle elde edilen bilgiler, bilgisayarlı tomografi (kesit görüntüleme) yöntemiyle de sa lanabilir. Hastaya zarar vermeyen bir inceleme yöntemi olan ultrasonografi böbre in işlevsel olarak devre dışı kaldı ı olgularda kesin tanıya götürür. Ayrıca karaci ere sıçramalara ilişkin de erli bilgiler sa lar. Nefroblastomlu bir bebe e klinik yaklaşımda, tümörün her iki böbrekte de bulunma olasılı ı her zaman göz önünde tutulmalıdır. Bu nedenle yapılacak incelemelerde ya da tümörlü böbre in çıkarılması sırasında, görece sa lam görünen böbre i de dikkatle kontrol etmek gerekir. Laboratuvar incelemelerine gelince, hematokritin genellikle normal oldu u görülür. İdrarda bol kan bulunması kansızlı a yol açabilir. Alyuvar yapımını hızlandıran bir hormon olan eritropoietinin arttı ı durumlarda kanda alyuvar sayısı yükselir (polisitemi). Böbrek işlevlerine ilişkin göstergeler genellikle normaldir. İdrar tahlilinde kan ve daha az sıklıkta protein görülür. Karaci erin tümör sıçramasına ba lı olarak aşırı ölçüde çalışamaz duruma geldi i olgular dışında, karaci er işlev testleri de genellikle normal sonuçlar verir. Bazı olgularda görülen laktik dehidrogenaz düzeyindeki artış tümör dokusunun öldü üne işaret eder. Alyuvar sedimentasyon hızı yüksek bulunabilir. Tümörün Gidişi ve Komplikasyonlar Böbrekte oluşan nefroblastom saptandı ı sırada, tümör genellikle yalnızca bu organla sınırlıdır. Tümörün çevre dokulara sıçradı ı durumlarda yayılma, lenf yoluyla böbrek çukuru lenf dü ümlerine ve aortun bel bölgesi çevresinde bulunan lenf zincirine ulaşmıştır. Ender olarak gö se ve özellikle solo köprücük kemi i üstü lenf bezlerine sıçrama görülebilir. Nefroblastom başka organlara genellikle kan yoluyla yayılır. Tümör geliştikçe gerçekleşen bu sıçramalardan en çok akci erler etkilenir; karaci ere sıçramalar da az de ildir. Hastalarda böbrek çıkarıldıktan sonra da tümörün yineledi i olgular bildirilmiştir. Bu nedenle nefroblastom olgularında ameliyat sonrası düzenli tıbbi denetim büyük önem taşır. Akci er sıçramalarının erken tanısı için düzenli akci er röntgeni çekilerek hasta denetim altında tutulur. Daha seyrek olarak kemik ve beyne sıçramalar görülebilir. Bu durumlarda hastada görülen açık belirtiler genellikle tam koymaya yeter. Tedaviden sonra tümörün yeniden ortaya çıkma olasılı ı göz ardı edilmemesi gereken bir durumdur. Tedavi Genel ilkeler Böbre in alınmasına yönelik cerrahi girişim tedavinin temelini oluşturur. Ameliyat sonrası uygulanan ışın tedavisi ve kemoterapi son zamanlarda tümörün tedavisinde olumlu sonuçlar vermiştir. İkincil tümörün genellikle akci er gibi tek bir odakta görüldü ü durumlarda bu oda ın cerrahi girişimle çıkan!ması yoluna gidilir. Bu yöntem özellikle ikinci! tümör uzun bir süre sonra gelişmişse uygulanır. Söz konusu olgularda genellikle iyileşme sa lanır. Sıçramanın birden çok odak oluşturması hastalı ın gidişini kötüleştirmekle birlikte kemoterapi ve ışın tedavisinin birlikte kullanılmasıyla hastanın daha uzun süre yaşatılması, ender olarak da iyileştirilmesi olanaklıdır. Yan etkiler Böbre in alınmasından sonra komplikasyon çok seyrek görülür. Bunlar karın cerrahisinin yol açtı ı komplikasyonlara benzer. Ameliyat sonrası dönemde idrar yollarının iltihabına sık rastlanır. Bu nedenle ameliyattan sonraki birkaç ay boyunca düzenli biçimde idrar kültürü yapılarak, enfeksiyon olup olmadı ı denetlenir. Işın tedavisi, birkaç ay sonra bile mekanik ba ırsak tıkanıklı ı sendromlarına yol açabilir. Bu olgularda yeni bir cerrahi girişim gündeme gelir. Tümörlü böbre in çıkarılmasından sonra geride kalan böbrek ola an böbrek işlevlerini kolayca üstlenebilir. Karnın sa yarısına ışın tedavisi uygulandı ı durumlarda karaci er büyük ölçüde etkilenir ve ışınlara ba lı karaci er iltihaplanması gelişebilir. Bunun sonucunda karaci er ve dala ın büyümesi, karaci er işlevlerinin bozulması, trombosit sayısının azalması gibi belirtiler ortaya çıkar. Işınların etkisinde kalan karaci er bölgeleri, karaci er sintigrafisinde “so uk alanlar” olarak görünür ve bu görüntü tümör sıçramasıyla karıştırılabilir. Küçük bebeklerde karnın bütün bölgelerine ışın verildi i durumlarda a ır ishal görülebilir. Bu durumda tedavinin kesilmesi gerekir. Ayrıca süt ve tahıllarla alınan glüten, beslenmeden çıkarılmalıdır. Işın tedavisinin geç ortaya çıkan başka bir komplikasyonu olan skolyoz (omurganın yanlara do ru çarpıklı ı), omurların da ışına tutulmasıyla önlenebilir. Işın tedavisi karnın yan kısımlarında küçülme ve gö üs kafesinde, biçim bozukluklarına da yol açabilir. Sa lam böbre in ışın aldı ı olgularda seneler sonra da olsa ışına ba lı böbrek iltihabı (nefrit) gelişebilir. <------------------------------------------------------------------------------------------->Oyunu artık benim kurallarımla oynayacağız... | |
| | #42 (permalink) |
| Toplumlarda Kanser Kumelesmeleri Zamanla kanserin belli gruplarda veya belli co rafık yerleşim birimlerinde daha sık ortaya çıktı ı görülmüştür. Bu türden kanser kümeleşmeleri çevredeki bazı faktörlerin bu tür bir olaydan sorumlu oldu unu düşündürmektedir. Asbeste maruz kalan sanayi işçileri arasında özel bir akci er tümörü olan “mezotelioma”nın ortaya çıkması bunun iyi bir örne idir. Bu tümör asbeste maruz kalan ve aynı zamanda sigara içen kişilerde çok daha fazla görülmektedir. Di er bir örnek, Japonların bu türden bir tümöre karşı hassasiyete açıklayabilmek için kesin olarak belirlenmiş bir çevre faktörü olmamasına ra men, Japonya da mide kanserinin çok fazla görülmesidir. Bazen kamu sa lı ı tesisleri tarafından toplanan bilgiler belli bir toplulukta herhangi bir hastalı ın arttı ını gösterecektir. Daha sonra açıklama yapmak üzere bir araştırma başlatılır. Bu türden kümeleşmeler genellikle şans (talih) kanunu ile açıklanır. Şans kanununun matematiksel açıklaması bize aynı yaş ve aynı geçmişe sahip insan grupları veya toplulukların ço unun muhtelif hastalıklarla aynı sıklıkta karşılaşaca ını söylemekle kalmaz, aynı zamanda belli insan gruplarında zaman zaman bir hastalık veya bir başka hastalıkta belli bir yo unlaşma olaca ını da söyler. Bu istatistiksel olgu bir kâ ıt oyunu ile karşılaştırabilir. Genellikle dört oyuncu arasında da ıtılmış olsa bile eldeki kartlar adil olacaktır. Matematikçiler böylesi bir şeyin elde edilmesi için kesin ihtimal oranlarını hesaplayabilirler. Çevresel faktörler nedeni ile ortaya çıkan kanserleri istatistiksel olarak ortaya çıkanlardan ayırmak gerekir. Bugün laboratuvar hayvanları üzerinde kansere neden oldu u görülen maddelere maruz kalma olayına gerekli dikkatin gösterilmesi gerekmektedir. Ancak bir toplumda varoldu u bilinen toksik (zehirli) maddelere maruz kalma nedeniyle kanser kümeleşmelerinin ortaya çıktı ı şeklindeki bilimsel ispatın, bu maddeye hiç maruz kalmayan veya az maruz kalan kişilerle, bu maddeye maruz kalan insan gruplarının dikkatli ve istatistiksel karşılaştırmasına dayanması gerekti i unutulmamalıdır. <------------------------------------------------------------------------------------------->Oyunu artık benim kurallarımla oynayacağız... | |
| | #43 (permalink) |
| Soya Meme Kanserİ Rİskİnİ Azaltiyor İngilterede faaliyet gösteren Kanser Araştırmaları Vakfı bilim adamları, soya içeren besinlerin meme kanseri riskini belirgin olarak azalttı ını bildirdiler. Uzakdo uda meme kanseri vakalarına nadir rastlanmasını, bölge toplumlarının soya sütü ve tofunun a ırlıklı yer aldı ı beslenme şeklinden kaynaklandı ını belirten bilim adamları, soyadaki proteinlerin meme dokularını yeniledi ini söylediler. 500 kadın üzerinde yapılan ve Singapur Üniversitesi verilerinin de de erlendirildi i araştırmada, tüketilen soya miktarının meme kanseri riski üzerinde etkili oldu u, tüketim arttıkça kanser riskinin düştü ü ortaya çıktı. Kanser Araştırmaları Vakfından Dr. Stephen Duffy, konuyla ilgili uzun süredir bazı soru işaretlerinin bulundu unu, bilim dünyasının bu konuda ikiye ayrılmış oldu unu belirtti ve ancak bizim araştırmamız, ilk kez kadınların aldıkları soya miktarıyla meme dokularının yapısı arasında bir ilişki oldu unu ve soya tüketiminin meme kanseri riskini önemli ölçüde azalttı ını kesin biçimde ortaya koydu dedi. <------------------------------------------------------------------------------------------->Oyunu artık benim kurallarımla oynayacağız... | |
| | #44 (permalink) |
| Sarimsak Kansere Etkİlİ Sarımsak her derde deva. Şimdi de sarımsakta sıtma ve kansere karşı savaşta önemli rol oynayan bileşimler bulundu u ortaya çıktı. Kanada nın Toronto Üniversitesi nde yapılan bir araştırmada, sarmısa ın, sıtma hastalı ında oldu u gibi kanserle savaşta da önemli rol oynadı ı saptandı. Sarmısa ın içinde bulunan bileşimlerin sıtmada enfeksiyon oluşmasını önledi i biliniyordu. Sarmısakta bulunan bileşimlerin, sıtmadaki enfeksiyonu önleme mekanizmasının, kanserle savaşta ortaya konulan mekanizmayla aynı oldu u belirtildi. “Disulfides” adı verilen sarmısa ın içindeki bileşimler, do al olarak so an ve mohogany a acında da bulunuyor. Sarmısaktaki bileşimlerin, anti-mantar, anti-kanserojen ve anti-bakteriyel özellik taşıdı ı açıklandı. Daha önce sarmısa ın sıtma üzerinde etkili olup olmadı ını hayvanlarda deneyen bilim adamları, disulfides bileşimlerinden sadece birinin, sıtma paraziti üzerinde etkili oldu unu saptadı. Disulfides bileşimlerini kanser hücreleri üzerinde deneyen uzmanlar, sarmısa ın içindeki bileşimlerden bazılarının, kanser hücrelerini öldürebildi ini belirledi. Sıtma parazitinin hücreler üzerinde meydana getirdi i enfeksiyonu inceleyen araştırmacılar, kanser hücreleriyle sıtma enfeksiyonu taşıyan hücrelerin aynı profilde oldu unu gözledi. Sarmısa ın içinde bulunan bileşimlerden biri olan Ajoenenin, hücreler için önemi bulunan glutathione sistemi üzerinde etkisi bulundu u gözlendi. Ajoenenin, glutathione sisteminin eksilmesini önleyerek, hücrelerin oksidativ strese karşı etkili olmasını ve normal metabolizmanın oluşabilmesini sa ladı ını belirtiliyor. Bilim adamları, günün birinde sarmısa ın içinde bulunan bu bileşimlerden, sıtma paraziti ve bazı kanserler için ilaç elde edilebilece ini düşünüyor. Bir ilacın elde edilmesi durumunda ilacın sarmısak kokup kokmayaca ıyla ilgili düşünceleri sorulan uzmanlar, “Laboratuvarda bileşimlerin oldu u küçük şişeyi açtı ımızda, herkes laboratuvardan kaçmaya çalışıyordu” diye yanıt verdi. Sarmısak araştırmasıyla ilgili rapor, ABD nin Atlanta kentinde başlayan, “American Society of Tropical Medicine and Hygiene” genel kurulunda açıklandı. <------------------------------------------------------------------------------------------->Oyunu artık benim kurallarımla oynayacağız... | |
| | #45 (permalink) |
| Multiple Myelom Multiple myelom, kemik ili inin kanseridir. Nedeni immün sistemde görevli beyaz kürelerin bir türü olan, plazma hücrelerinin kontrolsüz büyümesidir. Normalde plazma hücreleri immünglobülün veya antikor adı verilen ba ışıklık sistemine ait maddeleri üretirler. Ancak, multiple myelom da plazma hücreleri kontrolsüz bir şekilde ço alırlar ve çok aşırı miktarda tek tip immünglobülin üretirler. Di er tür immünglobülinlerde ise tehlikeli düzeyde azalma meydana gelir; bu durumda hasta enfeksiyonlara karşı duarlı hale gelir. Dahası, kanser hücreleri kemiklerde ve kemik iliklerinde toplanarak, kemik dokusunu harap eden tümörler (kitleler) meydana getirirler, bu durum kemiklerin zayıflamasına ve kırıklara neden olabilir. Multiple myelom, son derece nadir bir kanser türüdür, ABD de her 100.000 kişide 3-4 kişide görülür. Bu hastalıkta yaş önemli bir risktir, hastalık genelde 60 yaş civarında ortaya çıkar. Di er risk faktörleri; radyasyon, asbest, benzen ve pestisidlerdir. Hastalı ın ilk başlarında herhangi bir şikayet olmayabilir. Bununla birlikte multipl myelom geliştikçe, aşa ıdaki belirtiler ortaya çıkabilir: - Kemik a rıları, özellikle sırt, kaburga ve bazen de kollarda. Bu a rıların ortaya çıkabilmesi için myelom hücrelerinin sayısı kemikte harabiyet oluşturabilecek kadar çok olmalıdır, - Sık sık enfeksiyonlara yakalanmak, - Halsizlik, - Kanamaların artması, özellikle burun ve dişetlerinde, - Vücutta kolayca çürüklerin meydana gelmesi, - Ciltte genel bir hissizlik, - Ciddi böbrek şikayetleri, - Tat duyusunun kaybolması, - Bulantı ve kusma, - Zihin bulanıklı ı. Tanının konmasında doktorunuzun şüphelenmesi, ve kan tahlilleri yönlendiricidir. Kanser hücrelerinin kemik ili ini işgal etmesine ba lı olarak, normal kırmızı kan hücrelerinin üretimi azalır ve hastada kansızlık (anemi) ortaya çıkar. Kan testlerinde ayrıca artmış immünglobülinlerden dolayı protein miktarınd artış saptanır. 24 saatlik idrarda, hastalı a yönelik anormal proteinler saptanabilir. Vücuttaki uzun kemiklerin, kafatası ve gö üs röntgenlerinin çekilmeis myelom tanısının konmasında destekleyici bilgiler verir ve kemiklerdeki zayıflamayı ortaya koyar. Plazma hücrelerinin anormal derecede arttı ını ispatlamak için kemik ili i biyopsisi yapmalıdır. Normalde plazma hücreleri kemik ili indeki hücrelerin %5 inden daha azını teşkil ederler. Ancak myelomlu hastalarda bu oran %10-%90 arasında olabilir. Tanısal amaçla yapılan kemik ili i biyopsisinde, %30 dan fazla plazma hücresi saptanası multipl myelom tanısı koydurur. Tanı konduktan sonra, kanserin yaygınlı ını saptamaya yönelik testler yapılmalarak hastalı ın evresi saptanmalıdır. Evreleme karmaşık bir işlem sayılabilir ve protein düzeyine, kalsiyum seviyelerine, böbrek fonksiyonlarına ve kemik hasarına göre belirlenir. Aşa ıdaki evreleme, her klinik tarafından uygulanmıyor olabilir veya de iştirilerek uygulanıyor olabilir. - Evre - I : az miktarda kanseri hücresi vücuda yayılmıştır ve hastada herhangi bir şikayet olmayabilir. - Evre - II : yayılım birinci evreye göre daha fazladır. - Evre - III : çok sayıda kanser hücresi vücuda yayılmıştır. Aynı zamanda kansızlık, kemik hücrelerinin yıkımına ba lı olarak kan kalsiyum miktarının artışı, üçten fazla kemikte tümöral kitle veya kanda M-protein adı verilen protein miktarının artışı olabilir. Hastaların yaklaşık olarak %15 i tanı konulduktan sonraki ilk üç ay içinde yaşamlarını yitirirler. Ço u hastada ise hastalık 2-5 yıl süresinde yavaş yavaş ilerler ve durumun aniden kötüleşti i bir dönemle sona erer. Kişileri radyasyon, asbest, benzen ve pestisidlerden koruyarak multiple myelomalı hastaların sayısını bir miktar azaltmak mümkündür. Tedavi E er hastada her hangi bir belirti (şikayet) yoksa tedavi hastalık ilerleyene kadar ertelenebilir, ancak hastanın genel durumu iyi de erlendirilmelidir. Tedavi başladı ında : - 1 veya 2 yıl boyunca sürecek 4-6 haftalık ilaç tedavileri (kemoterapi) uygulanır. Bu tedavi ile hastaların %70 inde bir miktar iyileşme ve %10 unda tam remisyon (tam iyileşme dönemi) elde edilebilir. - belirli kemiklerin tutuldu u hastalarda radyasyon tedavisi uygulanabilir. - ciddi enfeksiyonların oluşmasının engellenmesi için intravenöz (damar içine) immünglobülin verilebilir. - kemik ili i transplantasyonu. Bu tedavi 65 yaşın altındaki hastalarda ve özellikle hastalı ın ilk başlarında fayda sa layabilir. - ancak yukarıda açıklanan tedavi yöntemlerinden herhangi birinin hastaları tam olarak tedavi edebile i kesin de ildir, ancak bu yöntemler hastaların uzun yıllar yaşamasına katkıda bulunabilir. E er sizde sık sık enfeksiyon gelişiyorsa, kemik a rısı, sık burun kanaması, küçük bir kesik sonucu uzun süreli kanama, kolay çürük oluşumu ve anormal derecede halsizlik şikayetleriniz varsa vakit geçirmeden hekiminize müracaat edin. Özellikle 50 yaşın üzerindeki kişiler bu tür şikayetler konusunda dikaktli olmalıdır. Multipl myelomlu hastaların %29 u tanı konulduktan sonra 5 yıldan fazla yaşamaktadırlar. Ancak multipl myelomlu her hangi bir hasta için 5 yıllık yaşam süresi, hastalı ın evresine ba lıdır: - Evre I : %25 - %40 - Evre II : %15 - %30 - Evre III : %10 - 25 <------------------------------------------------------------------------------------------->Oyunu artık benim kurallarımla oynayacağız... | |
![]() |
« Önceki Konu
|
Sonraki Konu »
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
| ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Atamızın Mezarı Hakkında Geniş Bilgi | Sévgisun | Atatürk Bölümümüz | 1 | 03-27-2008 19:49 |
| Yer Hakkında İlginç Bilgiler | d3li35-5 | Garip Olaylar | 0 | 03-03-2008 13:17 |
| Türk Tarihindeki Önemli Savaşlar -Hakkında Geniş Bilgiler- | BuRaQ | Tarih | 21 | 10-13-2007 20:50 |
| Osmanlı Padişahları -Hakkında Geniş Bilgiler- | BuRaQ | Osmanlı Tarihi | 34 | 10-13-2007 20:26 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:53 .






Normal

